25 Mayıs, Havlu Günü

DON’T PANIC!

*Paniğe kapılma!

Tam da final dönemine yaklaştığımız bu dönemde gayet makul (ya da duruma göre, fazlasıyla yersiz!) bir öneri gibi duruyor, değil mi? Douglas Adams’ın tüm o yazdıklarının ötesinde, kendisiyle özdeşleşen iki kısacık kelime bu: Öyle ki bilim kurgu yazınının en büyük ustalarından Arthur C. Clarke bunun insanlığa verilmiş en iyi nasihat olduğunu söylemiş. Peki kim bu Douglas Adams? Havlu Günü’yle ne ilgisi var? Havlunun GÜNÜ mü olurmuş?!

“Bir de başımıza 42 çıktı!”

Bilmiyor musunuz? ÇOK AYIP.

Neyse… Douglas Noel Adams, (nam-ı diğer DNA), ne tesadüf ki DNA’nın yapısının keşfinden azıcık önce doğmuş, Beatles ve Machintosh hayranı, doğa dostu, zamanında Doctor Who’nun da ucundan tutmuş İngiliz bir yazar. 1978’de BBC’de radyo serisi olarak başlayan Otostopçunun Galaksi Rehberi öyle çok tuttu ki 5 kitaplık bir “üçleme”ye, diziye, bilgisayar oyununa, tiyatro oyunlarına, çizgi romana, havluya ve hatta kıytırık bir Hollywood filmine bile uyarlandı. Komediyle bilim kurguyu harmanladığı kitaplarında ironinin ve geyiğin dibine vurdu ama bunları öyle sarsıcı tespitlerle birlikte yaptı ki ufkunuzun açılmaması için Vogon olmanız lazım. Yani kitapları okumadıysanız sahiden… anlayamazsınız… Okumanız gerek!

Ne mutlu ki final döneminde hiç ders çalışmadan kitaplarını okuyarak oyalanabileceğiniz kadar yazmış Douglas, hani bir gün kütüphanede çalışmaya karar verirsiniz falan 😉

(Bu kadarı da size yetmediyse, DNA’nın “deadline”ları yıkıp geçme alışkanlığını öğrendiğinizde kendisine belki biraz daha sempati besleyebilirsiniz…)

Demek isterdim ki Douglas Adams şu an üçlemenin sekizinci kitabını yaz(ama)makla meşgul. Fakat kendisi, 11 Mayıs 2001’de, henüz 49 yaşında geçirdiği kalp krizi yüzünden aramızdan ayrıldı. Bu zamansız kayıp, Pan Galactic Gargle Blaster’ın yarattığı etkiden bile daha büyük bir şokla DNA hayranlarını aldı götürdü. “Kayıp giden bu parlak dehayı nasıl anabiliriz?” fikrinin sonucu olarak da hayranları ölümünden iki hafta sonrasını, 25 Mayıs’ı, “Havlu Günü” yapmaya karar verdi.

Peki neymiş bu havlu ki bu kadar önemli? Kitapları okumadığımız ne kadar da belli! Bari Rehber’den kontrol etseydiniz… Rehber der ki:

“Bir havlu yıldızlararası seyahat eden bir otostopçunun sahip olabileceği neredeyse en işe yarar şeydir. Bir kere pratikte büyük değeri vardır – Jaglan Beta’nın soğuk aylarında yol alırken ısınmak için ona sarınabilirsiniz. Santraginus V’in ışıl ışıl mermer kumsallarında baş döndürücü deniz buharını içinize çekerken üzerine yatabilirsiniz; çöl dünyası Kakrafoon’un kıpkırmızı ışıldayan yıldızlarının altında onu üzerinize örtüp uyuyabilirsiniz; ağır ağır akan Moth ırmağı üzerinde seyrederken mini salınıza yelken yapabilirsiniz; yumruk yumruğa dövüşlerde kullanmak üzere ıslatabilirsiniz; zehirli gazlardan korunmak ya da Traal’ın kurt gibi acıkmış Cırtlak Canavarı’nın bakışlarından (aşırı aptal bir hayvandır, onu göremiyorsanız sizi göremediğini sanır ve sizi görmez – ot kadar aptal ama çok çok açtır) kaçmak için başınıza sarabilirsiniz; acil durumlarda havlunuzu imdat işareti olarak sallayabilirsiniz ve tabii ki, hala yeterince temiz görünüyorsa onu kullanabilirsiniz. …”

Peki, Havlu Günü’nde ne yapılır? Çok basit: 25 Mayıs’ta yanınıza bir havluyla gezin! Gerisi size kalmış; ister Radiohead’in Paranoid Android’ini dinleyin, ister birkaç arkadaşınıza Rehber’den bir kuple okuyun. Hatta kampüsümüzün kültürünü harmanlayıp havluyla otostop bile çekebilirsiniz. Çok mu saçma? Yok canım! Tam tersi, havluyla geçen bir günden sonra eminim bundan önce havlusuz nasıl yaşamışım diyeceksiniz. Hem Ankara’nın ülkemiz kadar (hadi abartmayalım) dengesiz mayıs havasını düşünürseniz, kurulanmak için gayet faydalı. En kötü, soranlara “döneme havlu attığınızı” söylersiniz (Yalan mı?).

Belki de KKM önünde elinizde havluyla otostop çekerken bir Vogon gemisi sizi alıp uzayın derinliklerine götürüverir, kim bilir?

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*