KIZIL GEZEGENE MERAK: CURIOSITY

KIZIL GEZEGENE MERAK: CURIOSITY

26 Kasım 2011 yılında başlıyor hikâyemiz. NASA üssündeki görevliler son kontrolleri yapmaktalar. İnsanın her zaman daha öteye gitme merakının yarattığı itici güç, bu cesur insanları heveslendirmekteydi. Başarılı bir kalkış! Her şey kusursuz bir şekilde ilerlemekteydi. 352 milyon millik yolculuğunun ardından Curiosity, 6 Ağustos 2012’de Mars’a, Gale Krateri’ne iniş yaptı. Ardından aynı krater içinde bulunan yaklaşık 5500 km yüksekliğindeki Sharp Dağı’na doğru yola çıktı. Sharp Dağı’nın sahip olduğu çok katmanlı yüzey sebebiyle Mars’ın geçmişine ve olası mikrobiyolojik yaşam izlerine dair en fazla bilgiyi saklayan yerlerden biri olduğu düşünülüyor. Curiosity, 9 kilometrelik yolculuğunu 12 Eylül 2014 tarihinde tamamladı. Bu yolculuk sırasında binlerce fotoğraf çeken, birçok yerde sondaj yapan, çeşitli kum ve taş örnekleri toplayan robot, Dünya’ya Mars hakkında bir sürü bilgi gönderdi.

İ

NASA’nın Jet İtki Laboratuvarında (Jet Propulison Laboratory) Curiosity’nin test edilişi

lk sondajını 9 şubat 2013 te yapan Curiosity daha sonrasında da bir çok sondaj gerçekleştirdi. Bu sondajlar sonucunda Mars toprağında Uranyum, Toryum, Potasyum gibi çok sayıda radyoaktif elementin yanı sıra Silikon, Oksijen, Demir, Magnezyum, Alüminyum, Kalsiyum gibi elementler de olduğunu saptadı. Curiosity’nin bulduğu Sülfür, Nitrojen, Oksijen ve Karbon mineralleri ise geçmişte veya günümüzde olası organik yaşam ihtimallerini arttırıyor.

Curiosity’nin yaptığı sondajlarda gördüğümüz en ilginç bulgulardan biri, Mars’ın yüzeyindeki toprak kırmızı olmasına rağmen, birkaç santimetre altındaki toprağın beyaz olması. Bunun sebebi ise, Mars toprağında bulunan Demir elementinin yüzeyde demir oksit oluşturması yani pas tutması. Bu durumun, Mars’ta çok eskiden oksijen yoğunluğunun daha fazla olduğunu ve bu yoğunluğa izin verecek bir atmosferin varlığını işaret ettiği bir takım bilim insanları tarafından düşünülüyor. Yüzeyden itibaren bulunan pas yoğunluğu üzerinden bölgede serbest dolaşabilecek oksijen miktarı inceleniyor.

Mars’ta suyun hikayesi

Curiosity’nin gönderdiği fotoğraflara baktığımızda, indiği bölgenin yakınlarında, toprakta çizgiler oluştuğunu görüyoruz. Çizgiler, yıllar önce burada akan su olduğunun bir göstergesi. Curiosity’nin bu bölgeden topladığı çakıl taşlarının şekil ve büyüklüklerini inceleyen bilim insanları, eskiden burada hızlı akan ve derin bir nehir olduğu sonucuna ulaştı. Ayrıca 160 km genişliğindeki Gale kraterinde, kumtaşı ve çakıl taşından oluşan çok sayıda yatak olduğu belirlendi. Buradan, kraterin yıllar önce sığ bir göl olduğu sonucunu çıkarıyoruz. Kraterde tespit edilen eğimli yataklar, dünyadaki göllere dökülen nehir yataklarını andırıyor.

B

Curiosity uzay aracının çektiği bir “Selfie”

ize bunca bilgiyi gönderen bu güzel aracın yolladığı fotoğrafların bir diğerinde de, 1 cm çapında kusursuz küre şeklinde bir kaya parçası göze çarpıyor. Bilim insanlarına göre bu taş antik göl kraterinde milyonlarca yıl önce su varken oluşan tortul kayaçlardan biri. Konkreasyon (katılaşma) yoluyla oluştuğu ve suyun hareketiyle aşınarak bu şekle geldiği tahmin ediliyor. 2004’te de benzer kayalar bulunmuş ve bunlara ‘’Yaban Mersini Kayası’’ adı verilmişti. Fakat bugüne kadar görüntülenen kayaların hiç birinin şekli bu kadar kusursuz değildi. Sharp Dağı’nın ise bu gölde milyonlarca yılda biriken çökeltiler etkisiyle oluştuğu düşünülüyor. Yüksek bölgelerden suyla kratere akan tortu biriktiği esnada güçlü rüzgârların etkisiyle dağı ortaya çıkarmış olabilir. Kraterde tortu birikimi ve rüzgâr erozyonunun on milyonlarca yıl sürdüğü tahmin ediliyor. Gölün büyüklüğü ve yaşanan jeolojik faaliyetler göz önüne alındığında mikrobiyolojik yaşam için yeterli şartların oluştuğu görülüyor.

Bir takım astrofizikçiye göre 3 milyar yıl önce Mars’ta çok büyük bir okyanus ve nehirler vardı. Bir zamanlar gezegenin yüzeyini kaplayan bu su, şu anda bir yeraltı okyanusunu oluşturmuş olabilir. Bunu yanı sıra atmosferde buhar ve kutuplarda buz şeklinde bulunduğu biliniyor. Ayrıca yüzeyde akışkan halde bulunduğu da gözlendi. Bilim insanları, sıvı halde bulunan suyun canlı mikroorganizmalar için son derece uygun bir ortam olduğunu belirtiyor. Mars kraterlerinde bulunan, çok yoğun bir tuz çözeltisi şeklinde olan su, yoğun bal kıvamındadır. Suyun içerdiği tuzların magnezyum perklorat, magnezyum klorat ve sodyum perklorat olduğu tahmin ediliyor.

Marsta yaygın bulunan ve klor içeren perkloratların suyun donma noktasını 0 santigrat dereceden -32 santigrat dereceye düşürerek, sıvı halde kalmasını sağladığı düşünülüyor. Eğer su perklorat içermeseydi, Mars’ın düşük atmosfer basıncı ve düşük ısısı altında sıvı kalamazdı. Mars’ta bulunan bu su zehirlidir. Fakat önümüzdeki yıllarda Mars’a gitmesi planlanan astronotlar için umut vaat ediyor. Astronotlar bu suyu işleyip içebilir, oksijen kaynağı ve roket yakıtı olarak kullanabilir.

İnsanlığın sahip olduğu merak var olmaya devam ettikçe, Mars’ı keşfetme konusundaki tutkumuz da sürmeye devam edecek. Attığımız her adımda bir gizemi daha çözüyoruz. Şimdilik pek çok konuda elimizde olanlar kısıtlı, ancak Curiousity ve ondan sonra gelecek araçlar yardımıyla Mars’ın gizemlerini çözmeye devam edeceğiz.

Gökyüzü Bülteni Dergisi, Türk Astronomi Derneği, Ocak 2016

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*