Ay, tabiiyetten eşitlik rütbesine yükselecek mi?

Ay Nasıl Oluştu?

Güneş ışık kaynağına dönüştükten sonra, Güneş Sistemi’ndeki gezegenler oluşmaya başladılar. Ama Dünya’nın uydusu, Ay’ın, ortaya çıkması 100 milyon yıl daha aldı. Peki ama Ay nasıl oluştu? Gezegenimizin uydusunun nasıl oluştuğu üç farklı teori ile açıklanıyor: dev çarpışma teorisi, birlikte oluşum teorisi ve ele geçirme teorisi.

 

Dev Çarpışma Teorisi

Bilimsel topluluklar tarafından desteklenen dev çarpışma teorisi, yeni oluşmuş Dünya’ya bir nesne çarpması sonucu Ay’ın oluştuğunu öne sürüyor. Diğer gezegenler gibi, Dünya, Güneş’in etrafında dönen toz ve gaz bulutunun kalıntılarından oluştu. Güneş Sistemi ilk oluştuğu dönemlerde düzensiz bir yerdi ve hiçbir zaman tam gezegensel duruma gelmeyen kalıntılar ortaya çıktı. Bunlardan biri Dünya’ya çarpmış olmalıydı ki çok geçmeden genç bir gezegen oluştu.

Theia olarak bilinen, Mars boyutundaki cisim Dünya’yla çarpıştı, genç gezegenin buharlaşan kabuğunun iri parçaları uzaya dağıldı. Yerçekimi fırlatılan parçacıkları hemen bir araya topladı ve kendi ev sahibi gezegenine bağlı Güneş Sistemi’ndeki en büyük uyduyu oluşturdu. Bu tür bir oluşum, onu oluşturan materyaller kabuktan geldiği için gezegenin kayalık çekirdeğini el değmemiş halde bırakmıştır ve bu da Ay’ın neden daha hafif elementlerden oluştuğunu ve neden Dünya’dan daha az yoğun olduğunu açıklar.

NASA’ya göre, yeni oluşmuş Dünya ve bu belirsiz parça çarpıştığında içerdiği enerji, dinozorların yok olmasına sebep olan enerjiden 100 milyon kat daha fazlaydı.

Dev çarpışma teorisi en yaygın teori olmasına rağmen hala bazı şüpheler var. Birçok model Ay’ın %60’ından fazlasının Theia’dan gelen kalıntılardan oluşması gerektiğini gösteriyor. Ama böyle olmadığını savunanlar da var. Halifa’da İsrail Teknoloji Enstitüsünde bir astrofizikçi olan Alessandra Mastrobuono-Basttisti, space.com da şöyle diyor: “Birleşimlerinde Dünya ve Ay nerdeyse ikiz sayılır, oluşumları en fazla milyonda birkaç parça farklı olabilir.” Bu çelişki, dev darbeli model üzerinde uzun bir gölge yarattı.

Mastrobuono-Battisti’nin takımı önceki düşüncedeki gibi Theia ve Dünya’nın çok farklı olmaması gerektiğini gösteren bir model tasarladılar.

2017’de İsrailli araştırmacılar küçük bir yağmur birikintisinin Dünyaya düştüğünü ve Ay’ı oluşturduğunu ileri sürdüler.

Çoklu çarpışma senaryosunun Ay’ın oluşumunu açıklamada kullanılabilecek daha uygun bir yol olduğunu savunan İsrail Weizmann Bilim Enstitüsün araştırmacısı ve çalışmanın baş yazarı Raluca Rufu ‘’Güneş Sistemi’nin ilk evrelerinde çarpışmalar çok fazlaydı. Bundan dolayı tek bir özel çarpışmadansa birçok genel çarpışmanın Ay’ı oluşturması daha doğaldır.” diye devam ediyor space.comdaki yazısında.

 

Birlikte Oluşum Teorisi

Uydular gezegenleriyle eş zamanlı oluşmuş olabilirler. Bu açıklamaya göre, yerçekimi aynı anda hem Güneş Sistemi’nin ilk oluşum zamanlarındaki materyallerin düzenlenmesine hem de yer çekimine bağlı parçacıkların Dünya formunu oluşturmasına neden olmuştur. Böyle bir uydunun gezegeniyle çok benzer bir yapıya sahip olması gerekir ve uydunun şu anki konumunu açıklamaktadır. Fakat Dünya ve Ay çok sayıda aynı maddeye sahip olsalar da Ay’ın yoğunluğu çok daha azdır. Yani eğer ikiside özünde eş ağırlıkta maddeler olsaydı böyle bir durum yaşanmazdı.

2012’de Teksas’ta Güneybatı Araştırma Enstitüsü’nden araştırmacı Robin Canup, Dünya ve Ay’ın, Mars’ın 5 katı büyüklüğünde iki iri maddenin çarpıştığı anla aynı zamanda meydana geldiklerini ileri sürdü.

NASA ise “Çarpışmadan sonra, iki eş boyutlu cisim tekrardan çarpıştı, oluşan genç Dünya, Ay’ın da oluşması için farklı maddelerden meydana gelen bir diskle çevrildi.” diye açıklamada bulundu. ‘Tekrardan meydana gelme ve ardından takip eden birleşme iki cismin de (Dünya ve Ay) bugün görülen benzer kimyasal oluşumlara sahip olmasını sağladı.’

Ele Geçirme Teorisi

Belki de Dünya’daki yerçekimi Güneş Sistemindeki diğer uydulara olduğu gibi geçen cisimleri yakalamıştır, örneğin Mars’ın uyduları olan Phobos ve Deimos gibi. Bu teorinin temelinde Güneş Sistemi’nin dışında bir yerde oluşmuş sert bir cismin Dünya’nın etrafındaki yörüngeye çekildiği söyleniliyor. Ele geçirme teorisi, Dünya ve uydusunun oluşumları arasındaki farklılıkları da açıklıyor. Fakat, böyle uydular genellikle Ay gibi küresel cisimler yerine garip şekillerde meydana geliyor. Ayrıca Ay’dan farklı olarak yolları kendi ana gezegenlerinin ekliptiğiyle aynı hizada bulunmuyor.

 

Birlikte oluşum ve ele geçirme teorileri ikisi birden Ay’daki bazı elementlerin varlığını açıklamalarına rağmen geride pek çok cevaplanmamış sorular bıraktı. Günümüzde ise dev çarpışma hipotezi Ay’ın oluşumunu bilimsel kanıtlara uyarak en iyi açıklayan model olduğu görülüyor.

Kaynak: https://www.space.com/19275-moon-formation.html

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *